NEDEN BU KADAR ÇABUK ÖFKELENİYORUZ?

Neden Bu Kadar Çabuk Öfkeleniyoruz?
Birisi sana haksızlık etti.
Belki bir söz. Belki bir bakış. Belki de yıllardır içinde biriktirdiğin bir şey.
Ve o an... içinde bir şey tutuştu.
Kalbin hızlandı. Eller gerildi. Zihnin sadece tek bir şeyi düşünmeye başladı: karşılık vermek.
Bu his sana tanıdık geliyor mu? Çünkü hepimiz oradayız. Trafikte, sosyal medyada, iş hayatında, aile içinde. Her yer bir kıvılcım. Her şey bir öfke tetikleyicisi olabilir.
Peki neden bu kadar çabuk öfkeleniyoruz? Ve daha önemlisi... bunu değiştirmek mümkün mü?
Gerçek Güç Nerede?
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir gün şöyle buyurdu:
"Güçlü kimse güreşte yenen değildir. Asıl güçlü kimse öfke anında kendine hâkim olandır."
(B6114 Buhârî, Edeb, 76; M6643 Müslim, Birr, 107)
Dur bir saniye. Çünkü bu cümle, güç hakkında bildiğimiz birçok şeyi değiştiriyor.
Biz gücü hep dışarıda aradık. Daha yüksek ses, daha sert kelimeler, daha keskin bir cevap. Oysa gerçek güç içeride.
Nefse hâkim olmak. Öfke alevlenirken durabilmek. Karşındaki insanı susturabilecekken kendini susturabilmek. İşte İslam'ın tarif ettiği gerçek kuvvet bu.
Hilm Nedir?
Bu ahlakın bir ismi var: hilm.
Belki bu kelimeyi ilk defa duyuyorsun. Belki de yıllardır biliyorsun ama ne kadar derin bir anlam taşıdığını hiç düşünmedin.
Hilm; öfkeyi terk etmek, nefsi kontrol etmek ve güç sahibi olduğu hâlde yumuşak davranabilmektir.
Ve şunu bil: hilm zayıflık değildir. Zayıf insan öfkesine yenilir. Güçlü insan ise öfkesini kontrol eder.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir sahabeye şöyle buyurdu:
"Sende Allah'ın sevdiği iki özellik vardır: Hilm ve teenni." (Müslim)
Teenni, acele etmemek, düşünerek hareket etmek. Hilm, öfkeye rağmen dengeyi koruyabilmek. Allah bu iki özelliği seviyor.
Allah'ın Hilmi
Allah Teâlâ kendisini "el-Halîm" olarak isimlendirmiştir.
Bir düşün. Allah insanların günahlarını görüyor, zulümlerini görüyor, isyanlarını görüyor. Kudreti sonsuz. Ama hemen cezalandırmıyor. Mühlet veriyor, tevbe kapısını açık bırakıyor. İşte hilmin en yüce örneklerinden biri bu: güce sahip olduğu hâlde aceleyle cezalandırmamak.
İbrahim aleyhisselamı düşün. Babası onu tehdit ettiğinde sertlikle karşılık vermedi, yumuşaklıkla cevap verdi.
Peygamberimizi düşün. Uhud'da dişi kırıldı, yüzü yaralandı. Ama beddua etmedi. Çünkü o, insanlara rahmet olarak gönderilmişti.
Sonra Mekke'nin fethini düşün. Yıllarca kendisine eziyet eden insanlar karşısındaydı. Güç artık onun elindeydi. İntikam alabilirdi. Ama affetmeyi seçti.
İşte hilm. İşte gerçek güç.
Öfkeni Yutmak
Kur'an müminleri överken şöyle buyuruyor:
"Onlar bollukta da darlıkta da infak ederler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah ihsan sahiplerini sever."
(Âl-i İmrân Suresi, 134. ayet)
Dikkat et. Üç şey var: öfkeyi kontrol etmek, insanları affetmek ve bunu Allah rızası için yapmak. Ve Allah bu iyilik sahiplerini seviyor.
Bir adam Peygamberimize geldi ve "Allah'ın Resûlü, bana öğüt ver" dedi. Peygamberimiz ona tek bir şey söyledi: "Öfkelenme." Adam tekrar sordu. Aynı cevap: "Öfkelenme." Tekrar sordu. Yine: "Öfkelenme."
Bazen ihtiyacımız olan şey uzun bir liste değildir. Bazen bütün hayatımızı değiştirecek tek bir cümledir: öfkelenme.
Öfke Anında Ne Yapacağız?
Peki öfke geldiğinde ne yapacağız? Çünkü "öfkelenme" demek kolay. Asıl mesele, öfkelendiğinde ne yapacağını bilmek.
Peygamberimiz bize bunun için somut yollar gösterdi.
Önce Allah'a sığın: "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" de. Çünkü öfke anında insanın muhakemesi bozulabilir. Bir saniyelik öfke, yıllarca pişman olunacak bir söze dönüşebilir.
Sonra bedenini değiştir. Oturuyorsan ayağa kalkmak yerine, ayaktaysan otur. Öfken devam ediyorsa uzan. Su iç. Bulunduğun ortamdan biraz uzaklaş. Ve konuşmadan önce bekle.
Bunlar küçük şeyler gibi görünüyor. Ama öfke sadece zihinsel bir duygu değil, bedenini de etkileyen bir hâl. Ve bazen kalbin sakinleşmeden ağzını açmamak, en büyük ibadetlerden biri gibi sonuçlar doğurabilir.
Öfkeni Yutmanın Karşılığı
Ve şunu bil: öfkeni yutmanın Allah katında büyük bir karşılığı var. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim gücü yettiği hâlde öfkesini yutarsa, Allah onu kıyamet günü bütün insanların önünde çağırır ve onu dilediği hurilerden birini seçmekte serbest bırakır."
(D4777 Ebû Dâvûd, Edeb, 3; T2021 Tirmizî, Birr, 74)
"Gücü yettiği hâlde." Bu kısmı özellikle düşün. Karşılık verebilirsin. Belki haklısın da. Belki gerçekten sana haksızlık edildi. Ama kendini tutuyorsun. Çünkü Allah'ın rızasını, nefsinin intikam arzusundan daha değerli görüyorsun. Ve Allah bunu görüyor.
Kur'an bize daha da yüksek bir mertebeyi gösteriyor:
"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav."
(Fussilet Suresi, 34. ayet)
Ve ayet devamında bize şunu hatırlatıyor: kötülüğe en güzel şekilde karşılık verdiğinde, aranda düşmanlık bulunan kişi bile sıcak bir dost gibi olabilir.
Gerçek Zafer
Hilm, Allah'ın sevdiği bir ahlak. Peygamberlerin ahlakından bir güzellik. Ve seni koruyan bir karakter.
Kalbinin huzurunu korur. İlişkilerini korur. Şeytanın seni sürüklemek istediği yanlış kararlardan korur.
Bir dahaki sefere öfkelendiğinde, hemen cevap verme. Dur. Nefes al. Allah'a sığın.
Çünkü bazen kazanmak, karşındaki insanı susturmak değildir. Bazen gerçek zafer, kendi nefsini susturabilmektir. Ve gerçek güç, nefse hâkim olabilmektir.
Allah'a emanet ol.



