Dijital Dünyada Kul Hakkı

Dijital Dünyada Kul Hakkı

Ekran başında yazdıkların gerçekten “sadece bir mesaj” mı?

Dijital dünya özgür gibi görünse de, İslam ahlakı için sınırlar hâlâ geçerli. Bir yorum ya hayra vesile olur ya da kul hakkına dönüşür. Alay, linç, ifşa… Hepsi modern görünümlü ama kadim yasakların yeni hali.

Unutma: Dil ne kadar mesulse, klavye de o kadar mesuldür.

Klavye başındaki tavrın, imanının aynasıdır.

Ekran başında yazdıkların gerçekten “sadece bir mesaj” mı?

Dijital dünya özgür gibi görünse de, İslam ahlakı için sınırlar hâlâ geçerli. Bir yorum ya hayra vesile olur ya da kul hakkına dönüşür. Alay, linç, ifşa… Hepsi modern görünümlü ama kadim yasakların yeni hali.

Unutma: Dil ne kadar mesulse, klavye de o kadar mesuldür.

Klavye başındaki tavrın, imanının aynasıdır.

İmanLabs Özel Yapım

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan yardım ve mağfiret isteriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem O'nun kulu ve rasulüdür.

Selamun Aleyküm Kardeşlerim...

Bugün, fiziksel sınırların kalktığı ama manevi sorumlulukların her zamankinden daha ağır olduğu bir alanı konuşacağız: Dijital dünya.

Çoğumuzun bir kaçış noktası, bir eğlence alanı olarak gördüğü bu dünya, aslında fiziksel dünyadan bağımsız bir hukuksuzluk alanı değildir. Aksine, bir klavyenin başında veya bir ekranın ışığında yaptığımız her şey, İslam’ın ahlak sınırları içerisindedir.

Günümüzde dijital zorbalık, alay etme ve istismar vakaları korkutucu bir boyuta ulaştı. İstatistikler, bize her üç çocuktan birinin bu zorbalığa maruz kaldığını söylüyor. En acısı ise, bu gençlerin yaşadıkları acıyı kimseye anlatamamaları ve bu sessiz fırtınanın içlerinde büyümesidir. Oysa İslam ahlakı bize çok net bir ikazda bulunur; Dilimiz ne kadar mesul ise, parmaklarımız da o kadar mesuldür. Bir mü’mini inciten o sert söz, bir ekranın pikselleri arasında yazılmış olsa bile, Allah katında asla karşılıksız kalmayacaktır.

Kur’an-ı Kerim, sosyal ilişkilerde onur kırmayı ve gizli kusurları araştırmayı açıkça yasaklar. Bugün "stalklamak" veya "linç kültürü" dediğimiz modern kavramlar, aslında asırlar önce Hucurât Suresi ile sınırları çizilen yasakların ta kendisidir.

Allah şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin... Birbirinizi karalamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetini araştırmayın". (Hucurât, 11)

Dijital dünyadaki karşılığı nedir bunun? Yorumlarda birini aşağılamak, isim takmak ya da birinin profilini en ince ayrıntısına kadar inceleyip açığını aramaktır.

Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müslümanı tanımlarken "el" ve "dil" güvenliğine vurgu yapmıştır.

Sahih bir hadiste şöyle buyurur: "Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların güvende olduğu kişidir.” (Tirmizî, Îmân, 12)

Bugün o "el", kullandığımız klavye ve faredir. Eğer attığın bir tweet, paylaştığın bir post veya gönderdiğin bir DM birini huzursuz ediyorsa, bu tanımın dışına çıkıyorsun demektir.

Unutmayalım ki, dijital gıybet ve zorbalık, sadece şekil değiştirmiş bir zulümdür. İslam, sadece ibadetlerle sınırlı bir din değil; hayatın her yönünü, sosyal ilişkileri ve kul hakkını düzenleyen bir nizamdır.

Peki, ya bu zorbalığa uğrayan taraf bizsek?

Bilmelisiniz ki sessiz kalmak bir mecburiyet, sabretmek ise bir değersizlik değildir. Allah mazlumun yanındadır ve onun duasını asla geri çevirmez. Ancak İslam'da zulme sessiz kalmak, o zulmü normalleştirmektir.

Bir kardeşimizin zorbalığa uğradığını gördüğümüzde ilk görevimiz onun yanında durmaktır. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu düsturunu aklımızdan çıkarmayalım:

"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin". (Müslim, Îmân, 78)

Sonuç olarak dostlar; dijital dünyada attığımız her adım bir imtihandır. Bir mesaj veya bir yorum, sadece ekranda kalan geçici bir metin değil, doğrudan bir kul hakkıdır. Ekran görüntüsü alınmasa bile meleklerin kayıt tuttuğunu, silinen mesajların kalpte bıraktığı o siyah lekeyi yok etmediğini unutmamalıyız.

Klavye başındaki tavrımız, iman kalitemizin aynasıdır. Gerçek asalet, birisi yokken de onun onurunu savunabilmektir.

Lütfen unutmayın: Dilini ve klavyesini koruyan kurtuluşa erdi.

Allah'a emanet olun.

DİĞER BÖLÜMLER

Create a free website with Framer, the website builder loved by startups, designers and agencies.