İmanLabs Özel Yapım
Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan yardım ve mağfiret isteriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem O'nun kulu ve rasulüdür.
“Neden hiçbir şey kalbimi doldurmuyor?”
Belki de son zamanlarda en çok hissettiğin ama kelimelere dökemediğin şey bu…
Her şey var gibi görünüyor… ama bir şey eksik.
Gülüyorsun… ama içten değil.
Kalabalıktasın… ama yalnızsın.
Ekranı açıyorsun; videolar, mesajlar, hikâyeler…
Bir an dikkatini dağıtıyor…
sonra yine aynı his kalıyor:
İçimde bir boşluk var…
Hiç düşündün mü?
Sorun hayatın eksikliği mi… yoksa kalbin yanlış şeylerle dolmaya çalışması mı?
Çünkü Allah Teâlâ bize çok net bir hakikati haber veriyor:
“Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d Sûresi, 28)
Demek ki kalp, başka şeylerle tam anlamıyla doymaz.
Çünkü kalp, Allah için yaratılmıştır.
O’ndan uzaklaştıkça boşluk büyür… yaklaştıkça huzur gelir.
Peki neden bazı şeyler artık eskisi gibi hissettirmiyor?
Neden ibadetler ağır geliyor… neden kalp sanki hissizleşiyor?
Kur’an bu hâli şöyle anlatır:
“Sonra bunun ardından kalpleriniz katılaştı; taş gibi, hatta daha da katı oldu…” (Bakara Sûresi, 74)
Kalp katılaştığında;
sözler içeri girmez,
gözyaşı zor gelir,
ibadet tat vermez…
Ama bu bir son değildir.
Bu, bir uyarıdır.
Kalp bozulabilir… ama iyileşebilir de.
Çünkü Allah’a dönen kalp kaybolmaz.
Kalp, Allah’ı zikretmekle yumuşar; gafletle katılaşır. Kalp neyle meşgulse, insan da onunla şekillenir.
Bazen insan sadece yorulur…
Her şey üst üste gelir…
Ve dilinden şu cümle dökülür:
“Allah’ım, ben yoruldum…”
İşte bu bile bir dönüşün başlangıcı olabilir.
Çünkü kalp tamamen sönmüşse aramaz…
Ama hâlâ acıyorsa, hâlâ soruyorsa, hâlâ boşluk hissediyorsa…
hâlâ yaşıyordur.
Ömer Radıyallahu Anh’ın güzel bir sözü vardır:
“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin; amelleriniz tartılmadan önce onları tartın.” (İbn Ebî’d-Dünyâ)
Kalp de bir ayna gibidir…
Gafletle paslanır, günahla kararır…
Ama zikirle temizlenir, tövbe ile parıldar. O gün gelmeden nefsini tart ve hangisinin ağır bastığını bir düşün...
Ve unutma…
Bu boşluk kötü bir şey değildir.
Bazen Allah, insana dünyayı dar eder ki…
kalp yeniden O’na yönelsin.
Belki de bu his bir çağrıdır:
“Bana dön…”
Ama dönüş büyük olmak zorunda değildir.
Bugün sadece küçük bir adım…
içten bir “Allah’ım…”
sessiz bir “Elhamdülillah…”
bir “Estağfirullah…”
ya da sadece kalple yönelmek…
Şimdi kendine şu soruyu sor:
Ben kalbimi neyle dolduruyorum?
Çünkü kalp, neyle çok meşgulse ona benzer.
Dünya ile dolarsa daralır…
Allah ile dolarsa huzur bulur.
İnsan sadece topraktan değil, ruhtan da yaratıldı:
“Sonra onu şekillendirip ruhumdan üflediğimde…” (Sâd Sûresi, 72)
O yüzden sadece dünya ile doymaz.
Sonuç çok nettir:
Aradığın huzur dışarıda değil… içeridedir.
Ama çoğu zaman unutulmuş, örtülmüş, ihmal edilmiştir.
Ve onun anahtarı bellidir:
Allah’ı anmak.
Belki de şimdi durma değil…
dönme vakti.
Çünkü kalp gerçekten…
zikirle dirilir.



